2019…

Ve açılır gönüller… Bereketlenen ömürlere giden yolda yürüyen neferler dünyaya tamâhın diyetini bilirler. Yücelik makamındaki eller, gölgelerindeki her nimetin gerçek sahibinin idrâkiyle birbirinden habersiz sevap kapısından girerler. Erenler… “Benim olan ne var ki, ben sadece emanetçiyim.” der; kimi muhtaç görürlerse O’nun yoluna yani Hak yoluna heybelerini sererler. Tüm insanlığı sevenler… Hoşgörüye, alçakgönüllülüğe meyil verenler… Değil seyir edenler; bir gönlü hoş etmek için gerçekten dertlenenler… Bitsin diye elemler, karnı doysun diye bir yetimin, cebindeki son kuruşları derenler… Niyetler ve ameller… Silahlar ve kalemler… Milletinin verdiği görevi kutsal bilip her mazlumun durumunu görenler. Değil görüp de karanlığa girenler; onların kalbine inip süren yaralarına merhemler… Acze düşmesin diye masum bedenler, canından geçip düşmana göğüs gerenler… Değil bir gülümsemeyi çok görenler, tüm benliğiyle mutluluğu hissettirenler… Eller semâda duâda geçen demler; dillerinden yıldızları dökenler… “Veren alandan üstündür.” düsturuyla yunanlara elbet ıraktır kederler…

Bunlar ki lisânımızın yettiği kerametler, bunlarla ferahlatır âlemi tüm cömertler…

Yorum bırakın