2019…

Kibir benim nazârımda çağımızın en büyük hastalığı. Şeytanın ilk günahı ve insanoğluna karşı kullandığı en sinsi silahı. Peygamber, “Kalbinde zerre kadar kibir bulunduran cennete giremez!” buyururken; hamuru iyi yoğrulmamış pek çok insanın yürümekten keyf aldığı râhı. Öylesine dikkat edilmesi gereken, öylesine kaçılması icap eden bir illet.

Bir gün Hz. İbrahim çamura bulanmış hâlde sokakta dolaşan bir köpek görür. İstemsizce bir tiksinti belirir kalbinde ve o ân köpek dile gelir. “Ey İbrahim! Benim üstümdeki bu çamur suyla yıkanır ve bir zerre bile kalmayacak kadar temizlenir ama senin kalbindeki kibir suda yıkanmakla temizlenmez!” der ve uzaklaşır. Hz. İbrahim göz yaşları içinde tevbe eder. İşte kibrin Allah katında nasıl bir zehir olduğunu gösterir bu kıssa. Allah, Halilim dediği peygamberine çamur içindeki bir köpekten ders aldırır; sırf kibrin zerresini gösterdiği için. Ben de düşünürüm; o köpek Hz. İbrahim’e ettiği sözü aslında tüm insanlığa etmiştir. Ben de bu dersten payımı almazsam hâlim nice olur diye üzülürüm.

Geçmişe dönüp baktığımızda kibri büyük havâdislerde de görürüz. Nemrut’un azgın ateşinde Halilullah’ı yakmayan teslimiyetidir ama o Nemrut’un beynini bir sivrisineğe günbegün yediren, başını duvarlara vurdurup kölelerine tokmaklattıran, sonunda da bu şekilde helâk ettiren şeydir kibir.

Hz. Musa’yı denizin ortasından geçiren teslimiyetidir ama o Firavun’u ibret-i âlem olsun diye yüzlerce yıl denizde çürümeden beklettiren şeydir kibir.

Koskoca ordusuyla İstanbul’dan Ankara ovasına üç günde inip düşmanın arkasında konuşlanmasına rağmen Bâyezid’i aksak Timur’a mağlup ettiren şeydir kibir. Çünkü kibrine yenik düşmüş ve Timur’a ulak göndererek devasa fillerini çevirmesini ve hazır olduğunda haber göndermesini istemiştir. Sonrasını anlatmaya gönlümüz el vermez; çektiği kahır günahlarına kefaret olur inşallah.

Gelelim tüm insanlığa… Ebu Cehillere, Hz. İsa’yı çarmıha gerdiklerini düşünenlere, Allahla hâşâ sözleşme imzaladıklarına inananlara, kendini peygamber efendimizin yerine koyup tertemiz dimağları kendi kölesi yapanlara ve onlara bile isteye uşak olanlara. Biz üzerinde güneş batmayan imparatorluğuz, biz medeniyetin beşiğiyiz deyip de dünyanın her köşesinde müslümanların ayağına takılan her taşın altından çıkıp İslâmla pervâsızca savaşanlara. Hâkim olduklarına inandıkları coğrafyada, burunlarının dibindeki müslümanlara tahammül edemedikleri için Bosna halkını silahsızlandırıp aynı gece sırpları tam teçhizat o masumların üstüne salanlara. Kadın, kız, kundaktaki bebek demeden katlettirip rahat koltuklarında seyredenlere. Kâbe’yi filleriyle yıkmaya gelen eblehelerden, el altından çıkardıkları savaştan kaçan mazlumlar kendi sokaklarını kirletmesin diye benim ülkeme milyar dolarlar vermeye razı olanlara.

İşte bu dinleri tahrip edilmiş, sapkın tarikatlar ve cemaatlerle parçalanmış ve batağa saplanmış insanların kalplerini İslâm’ın biricikliğine yaklaştırtmayan, ısındırtmayan şeydir kibir.

Sözüm meclisten dışarı dostlar. Bu yaşıma kadar nerede iki kişi gördüm ki bir aradadır, orada kibir de onlarladır. Yalanı yok, kapıldım da sürüklendim de ama kendimi buldum bulalı en çok kaçtığım şeydir kibir.

Yorum bırakın