2019…

Öğrettim nefesime tâlip her heceye ÂŞK’ın zerâfetiyle seni övmeyi; ve beni örten geceye ışığının nârlı azâmetiyle kalbimi dövmeyi… Hecelerim edep bildi saçlarına çiçek taçları örmeyi; gece vurdukça çekicin heves etti ÂŞK ateşim görmeyi… Ve öğrendiler kılı kırk yararak atmayı her bir ilmeği; cümlesinin bendim bu hassas patikada yegâne örneği… Mevlevîler nâzeninliğinin peşinde ağlarken buldu özlerine dönmeyi; pervâneler üşüme diye kapatıp kanadın yeğledi alevinde ölmeyi… Yağmur damlaları incinmeyesin diye bildi saf tutup âhenkle inmeyi; kar taneleri titreyen sıcağında keşfetti eriyip yeniden dirilmeyi… Şûh edânın şâhı lâle salınışından öğrendi saygıyla eğilmeyi; büyünün kumaşı ipek ilk kez bu kadar diledi bir tende giyilmeyi… Gönül arzular yeni doğmuş bir bebek gibi şefkatinle sevilmeyi; yıldızlar tek tek sunar hizmetin, ister kutlu eteğine serilmeyi… Ben ki öfkesinin gölgesi cihânı sallayan bir ilbeyi; kalbim bir lütûf bildi senin gözünden âlemlere gülmeyi… Kaskatıydı rûhum hayat ve iblisle savaşmanın gereği; nûrunla çatladı zerâfet ve inceliğin zembereği… Dilimden savrulan her sözün zehri korkuturdu engereği; o lâtif dokunuşun parçaladı kalbimdeki kor mengeneyi… Yüzünde bir çizgi belirse acının, hüznün emeği; dilim damağım unutur cennet meyvesi yemeyi…
Her zerremi kavursa da ÂŞK’ınla giydirdiğin yeleğin; yalvarırım ki kaşları sana bir kez çatmasın Kadir feleğin… Ete kemiğe bürünmüş çok zebanî öldürdü yanmış yüreğim; gördüm ki, âhû gözündeki nûr özünden gelme yetmiş bin meleğin… Lanetler, âğûlar peşindeyken şerre boyun eğenin; ilini karanlık bulmaz ışığına bir kez değenin… SIR’la uğraşı tükenmez nefisleri kasvetle dürenin; dilinden bir kelâm duâ, şifâsıdır ağlayan kürenin… Dünya ya da ahiret malıyla değil Rabb’in nûruyla bilinir değerin; yaratılmış her nesnenin indinde yalnız mucize olur nâm-ı diğerin…
